المجلّد الثاني

İkinci Cilt

 

توطئة باللغة التركيّة

İKİNCİ KİTABA BAŞLARKEN...

 

Evet gerçekten Arapça’yı artık çok kolay öğrenebilirsiniz. Bu müjdeyi birinci kitabın başında size vermiştik ve «bu dili öğretme ve öğrenme konusunda yeni bir yöntemle karşılaşacaksınız» demiştik.

 

Birinci kitabın girişini okurken yöntem hakkında özet de olsa önemli bilgiler edinmiş olmalısınız. Ancak (Türkiye’de Arapça) deyince o kadar çok şey anlatmak gerekiyor ki tahmin edemezsiniz. Çünkü Arapça deyince ülkemizde bu kelimenin çağrıştırdığı o kadar önemli sorunlar vardır ki bazılarını gündeme getirmek bile cesaret işidir! Örneğin Arapça dediğiniz zaman bu sözcüğün, bir bakıma İslam’ı çağrıştırıyor olması belli bir kesimi huylandırmaktadır. Oysa Arapça Kur’an’ın orijinal dili bile olsa İslam’la özdeşleştirilemez. Ne var ki onu İslam’la özdeş gibi görmeye alışmış bir zihniyet, İslam’ı Türkiye’de mahkum etmeye kalkışırken Arapça’yı da onunla birlikte cezalandırmaya çalışmıştır. Türkiye’nin Arapça konusunda 1924 ten beri ısrarla sergilediği en ilginç çelişkilerden biri işte budur. Bu çelişkinin en büyük kanıtı ise Arapça’nın 1924 yılından 20 Mart 1992 tarihine kadar yasaklanmış olmasıdır.

 

Ancak sözü edilen tarihte yasağın kaldırılması Arapça’nın tamamen legale çıkmasını sağlayamamıştır. Nitekim özel dershanelerde okutulması için yapılan ısrarlı başvurulara rağmen, merciler şimdiye kadar gerekli izni bir türlü vermemişlerdir. Bu da Arapça’nın statükocu zihniyet tarafından hâlâ İslam’ın organik bir parçası sayıldığını ortaya koymaktadır.

 

 

Arapça, bazı ilgilerle İslam’ı hatırlatıyor olsa bile onu aslında salt bir dil olarak ele almak gerekir. Dolayısıyla İslam’dan ötürü Arapça’yı cezalandırmanın mantıksal hiçbir açıklaması yoktur. Unutmamak gerekir ki Dünyada İslam’ı hedef almış birçok odaklar, kendi ideolojilerini ve felsefelerini, aynı zamanda Arapça’yı da kullanarak yaymaktadırlar. Örneğin vaktiyle Sovyet Rusya, Arap dünyasında komünizmi yaymak için, buradaki halklara hitaben Arapça yayın yaptırıyordu. Bu ise İslam düşmanlığının, mutlak surette Arapça düşmanlığını gerektirmediğini kesin biçimde kanıtlamaktadır.

 

Bu bilgilerin bize verdiği mesaj doğrultusunda Türkiye’de Arapça’ya ilişkin olarak yapılacak kapsamlı bir araştırma sayesinde son derece ilginç gerçeklerin saptanabileceğini söylemek mümkündür. Bu gerçeklere ulaşabilmek için kendimize örneğin şu soruları yöneltebiliriz:

 

1.       Arapça’yı yasaklamak, Türkiye’ye ne kazandırabilir.

2.       Arapça’yı yasaklamak, Tarikatçıların onu yanlış yollarla milyonlarca gence sözde öğretmeye çalışmalarını acaba önleyebilecek midir?

3.       Arapça’yı yasaklamak, Türkçe’yi koruma kaygısından kaynaklanıyorsa; başta Batı dilleri olmak üzere Farsça’dan Kürtçe’ye kadar birçok dilin Türkçe üzerindeki baskın etkileri nasıl önlenebilecektir?

 

Bu sorular çoğaltılabilir; ancak bunların yanıtları üzerinde durmaya değmez. Çünkü bu kitap, İslam düşmanlığından yola çıkarak Arapça’yı yasaklayan zihniyetle cebelleşmeyi amaçlamamaktadır. Bu kitabın tek hedefi, en doğru sistemle Arapça’yı öğretmektir. Ne var ki bu işlevi yerine getirirken bazı ilgilerle zihinlerde beliren birtakım soru işaretlerini ortadan kaldırma lüzumu da doğmaktadır. Çünkü Arapça’yı bir yaşam dili olarak öğrenmek isteyenlerin önüne o kadar büyük engeller çıkmaktadır ki bu insanlar, ister istemez karşılaştıkları bu  s o r u n l a r ı

 

 

irdeleme ve tabiatıyla yasakçılığı sorgulama gereğini duymaktadırlar. Onları elbette ki bu noktada da aydınlatmak gerekir.

 

 

Türkiye’de gerek tarikatçılar tarafından sürdürülen gerici yer altı eğitim şekilleri, gerekse statükocuların stratejik merkezler olarak kullandığı İmam-Hatip ve İlahiyat gibi engeller, öğrencilerin Arapça’ya giden bütün yollarını tıkamıştır. Onun için bu dili akılcı yollarla öğrenmek isteyenler, sözü edilen engelleri elbette ki kolay aşamazlar. Fakat Arapça’yı bilimsel yollarla öğrenmek durumunda olan gençler, en azından İngilizce’yi Bilkent ve Boğaziçi Üniversitelerinde öğrenenler kadar bilinçlenmek zorundadırlar. Elinizdeki kitap size işte bu bilinci de aşılamaktadır. Dolayısıyla eğer Arapça’yı «Direct Action» sistemiyle öğreniyorsanız, doğru yoldasınız. Nerede olursanız olunuz, eğer bu yola girmişseniz, çizginizden asla sapmayınız ve yolunuza devam ediniz. Zaten elinizdeki kitap size bu sistemi sunmaktadır.

 

Bu dizinin kitapları birbirinden bağımsız değildir. Onun için bu diziden yararlanmak isteyenler kitapları sıra ile izlemelidirler. Her kitapta sunulan on ders de yine sıra ile ve bir öğretmen denetiminde işlenmelidir. Bu dersler, her kitapta yaklaşık birden ona kadar sıralanmışlardır.

 

Size başarılar diliyoruz.

 

Ferit AYDIN

فريد صلاح الهاشمي

 

 

 

المحتويات

İÇİNDEKİLER

الدَّرْسُ الأوَّلُ- الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ..........................................................

الدَّرْسُ الثَّانيِ- الأَحْيَاءُ..................................................................

الدَّرْسُ الثَّالِثُ- الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ........................................................

الدَّرْسُ الرَّابِعُ- اللُّغَةُ العرَبِيَّةُ...........................................................

الدَّرْسُ الخَامِسُ والسَّادِسُ- الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ..........................................

الدَّرْسُ السَّابِعُ – التَّرْبِيَةُ...............................................................

الدَّرسُ الثَّامِنُ - الثَّقَافَةُ الْعَامَّةُ.........................................................

الدَّرسُ التَّاسِعُ – الصِّحَّةُ...............................................................

الدَّرْسُ الْعَاشِرُ- الأَحْيَاءُ...............................................................

 

DERS – 1. GENEL KÜLTÜR                                                          

الثَّقَافَةُ الْعاَمَّةُ  الدَّرْسُ الأوّلُ -

KONU: Ders konularının çeşitliliği

 الموضوع: اِخْتِلافُ مَوْضُوعَاتِ الدُّرُوسِ

               

 

ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:

أيها الإخوةُ والأخوات،

السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

 

فإنّنا في الحين الذي نبذُلُ جهودَنا لِنَتَعَلَّمَ اللُّغةَ العربيَّةَ وَنُتْقِنَها، ينبغي أنْ نُمَهِّدَ السَّبِيلَ لِتحقيقِ هذا الهدفِ الهامِّ. وإنّما يتيسَّرُ ذلِكَ بتوَسُّعِنا في الموضوعاتِ. لأنه كُلَّما تعدّدتْ الموضوعات التي نتناوَلُها، تَعَلَّمْنا كَلِمَاتٍ ومُصْطَلَحَاتٍ عربيّةً جديدةً بالأِضافةِ إلى مَا فيِ ذَاكِرَتِنَا. هذا، فَضْلاً عن ازدِيادِنا معرِفةً بِحقائقِ الحياةِ والكونِ. ومعنى ذلك بالإيجاز: أنّنا بحاجةٍ إلى مزيدٍ من المعرفةِ، وهذا يقتضي أنْ تَتَنَوَّعَ الْمَوْضُوعَاتُ الَّتي سَنَتَنَاوَلُهَا. والآن سنقومُ بِتعريبِ جُمَلٍ تُعَبِّرُ عن هذا الغرضِ الذي نَتَبَنَّاهُ.

 

 

1.       Derslerimiz çeşitlidir.

دُرُوسُنَا مُتَنَوِّعَةٌ.

 

2.       Hocamız bize her şeyden biraz öğretmek istiyor.

أُسْتَاذُنَا يُرِيدُ أنْ يُعَلِّمَنَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ قِسْطًا.

 

3.       Onun için her derste konumuz değişiyor.

لِذَلِكَ يَخْتَلِفُ مَوْضُوعُ دَرْسِنَا فِي كُلِّ حِصَّةٍ.

 

4.       Biz tarih, coğrafya, biyoloji, matematik, geometri, mantık ve felsefe okuyoruz.

نَدْرُسُ التَّارِيخَ، وَالْجُغْرَافْيَا، وَالأحْيَاءَ، وَالْحِسَابَ، وَالْهَنْدَسَةَ، وَالْمَنْطِقَ، وَالْفَلْسَفَةَ.

 

5.       Anlattıklarıma ek olarak başka bilimler de okuyoruz.

وَنَدرُسُ عُلُومًا أُخْرَى بِالإضَافَةِ إِلىَ مَا ذَكَرْتُ.

 

6.       Hocamız bizimle Arapça konuşuyor.

أُسْتَاذُنَا يُكَلِّمُنَا بِاللُّغَةِ العَرَبِيَّةِ.

 

7.       Ve bizim bu dili süratle öğrenmemizi çok istiyor.

وَيَحْرُصُ عَلىَ أنْ نَتَعَلَّمَ هَذِهِ اللُّغَةَ بِسُرْعَةٍ.

 

8.       Bizi daima Arapça konuşmaya özendiriyor.

إِنّهُ يُشَجِّعُنَا دَائِمًا عَلىَ المْمُكَالَمَةِ بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ.

 

9.       Ve bizi Türkçe’den Arapça’ya cümleler tercüme etmekle

görevlendiriyor.

وَيُكَلِّفُنَا بِتَرْجَمَةِ جُمَلٍ مِنَ اللُّغَةِ التُّرْكِيَّةِ إِلىَ اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ.

 

10.   Hocamız bize ev ödevleri veriyor.

أُسْتَاذُنَا يُحَمِّلُنَا وَاجِبَاتٍ مَنْزِلِيَّةً.

 

11.   Evlerimizde on cümleyi Arapçalaştırıyoruz.

نَقُومُ بِتَعْرِيبِ عَشْرِ جُمَلٍ فِي بُيُوتِنَا.

 

12.   Sonra onları koleje getiriyoruz.

ثُمَّ نَاْتِي بِهَا إِلىَ الْمَعْهَدِ.

 

13.   Cümleleri Arapçalaştırmayı doğru yapıp yapmadığımızdan emin olmak için hocamız bu ödevleri kontrol ediyor.

أُسْتَاذُنَا يُفَتِّشُ هَذِهِ الْوَاجِبَاتِ لِيَتَاَكَّدَ عَمَّا إِذا أَصَبْنا فِي تَعْرِيبِ الْجُمَلِ.

 

14.   Onlarda bir yanlışlık bulursa düzeltir.

فَإِذَا وَجَدَ فِيهَا خَطَأً، قَامَ بِتَصْحِيحِهِ.

 

15. Biz de ev ödevlerimize önem veriyoruz.

نَحْنُ أَيْضًا نَهْتَمُّ بِوَاجِبَاتِنَا الْمَنْزِلِيَّةِ.

 

16.   Ödevlerimizi yapmaktan geri kalmayız.

لاَ نَتَاَخَّرُ عَنِ الْقِيَامِ بِوَاجِبَاتِنَا.

 

17.   Hepimiz istek ve canlılığımız koruyoruz.

كُلُّنَا نُحَافِظُ عَلىَ رَغْبَتِنَا وَنَشَاطِنَا.

 

18.   Gelecek derste biyolojiden bir konu işleyeceğiz.

سَوْفَ نَقُومُ بِدِرَاسَةِ مَوْضُوعٍ مِنْ عِلْمِ الأحْيَاءِ فِي الْحِصَّةِ الْمُقْبِلَةِ

 

19.   Hocamız böyle dedi.

أُسْتَاذُنَا هَكَذَا قَالَ.

 

20.   Önce minik canlı varlıkları tanıyacağız.

سَنَتَعَرَّفُ عَلَى الْكَائِنَاتِ الْحَيَّةِ الدّقِيقةِ أوَّلاً.

 

 

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

 

دُرُوسُنَا مُتَنَوِّعَةٌ. أُسْتَاذُنَا يُرِيدُ أنْ يُعَلِّمَنَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ قِسْطًا. لِذَلِكَ يَخْتَلِفُ مَوْضوُعُ دَرْسِنَا فِي كُلِّ حِصَّةٍ. نَدْرُسُ التَّارِيخَ، وَالْجُغْرَافْيَا، وَالأحْيَاءَ، وَالْحِسَابَ، وَالْهَنْدَسَةَ، وَالْمَنْطِقَ، وَالْفَلْسَفَةَ. وَنَدرُسُ عُلُومًا أُخْرَى بِالإضَافَةِ إِلىَ مَا ذَكَرْتُ. أُسْتَاذُنَا يُكَلِّمُنَا بِاللُّغَةِ العَرَبِيَّةِ. وَيَحْرُصُ عَلىَ أنْ نَتَعَلَّمَ هَذِهِ اللُّغَةَ بِسُرْعَةٍ. إِنّهُ يُشَجِّعُنَا دَائِمًا عَلىَ المْمُكَالَمَةِ بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ. وَيُكَلِّفُنَا بِتَرْجَمَةِ جُمَلٍ مِنَ اللُّغَةِ التُّرْكِيَّةِ إِلىَ اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ. أُسْتَاذُنَا يُحَمِّلُنَا وَاجِبَاتٍ مَنْزِلِيَّةً. نَقُومُ بِتَعْرِيبِ عَشْرِ جُمَلٍ فِي بُيُوتِنَا. ثُمَّ نَاْتِي بِهَا إِلىَ الْمَعْهَدِ. أُسْتَاذُنَا يُفَتِّشُ هَذِهِ الْوَاجِبَاتِ لِيَتَاَكَّدَ عَمَّا إِذا أَصَبْنا فِي تَعْرِيبِ الْجُمَلِ. فَإِذَا وَجَدَ فِيهَا خَطَأً، قَامَ بِتَصْحِيحِهِ. نَحْنُ أَيْضًا نَهْتَمُّ بِوَاجِبَاتِنَا الْمَنْزِلِيَّةِ. لاَ نَتَاَخَّرُ عَنِ الْقِيَامِ بِوَاجِبَاتِنَا. كُلُّنَا نُحَافِظُ عَلىَ رَغْبَتِنَا وَنَشَاطِنَا. سَوْفَ نَقُومُ بِدِرَاسَةِ مَوْضُوعٍ مِنْ عِلْمِ الأحْيَاءِ فِي الْحِصَّةِ الْمُقْبِلَةِ. أُسْتَاذُنَا هَكَذَا قَالَ. سَنَتَعَرَّفُ عَلَى الْكَائِنَاتِ الْحَيَّةِ الدّقِيقةِ أوَّلاً.

***

DERS – 2. BİYOLOJİ                                      

الدَّرْسُ الثَّانيِ - الأحْيَاءُ                                                                             

KONU: Mikrop

 الموضوع: الْجُرْثُومَةُ

               

 

ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:

أيها الإخوةُ والأخوات،

السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

 

فإنَّ الجُرْثُومَ، اسْمٌ يُطْلَقُ على الكائِناتِ الحيَّةِ الدَّقيقَةِ المُسَبِّبَةِ للأمْرَاضِ نَتيجَةَ تَطَفُّلِها؛ مثل البـروتوزو، وهي الأوَّلِيَّاتُ، أي وحيدةُ الخَلِيَّةِ من المملكِةِ الْحَيَوَانِيَّةِ؛ كذلك البكتيريا، والفُطْرُ المُمْرِضُ، والفيروساتُ من المملَكَةِ النباتيَّةِ.

 

إنَّ اسم الجُرثُومَةِ يُطْلَقُ أيضًا على خَلايا التناسُلِ في الْحَيَوَانَاتِ، وعلى بذورِ النَّبَاتاتِ، أو ما تحمِلُهُ مِنْ أجِنَّةٍ، كَجُرْثومَةِ القَمْحِ. ولكن ليس هذا ما نقصُدُهُ. وإنّما نقصُدُ الجراثيمَ الْحَيَوَانِيَّةَ التي تُسَبِّبُ الْمَرَضَ، وسَيَدُورُ حِوَارُنَا حولَ هذا النَّوْعِ من الجراثيمِ.

 

والآن، نقومُ بتعريبِ جُمَلٍ اَعْدَدْتُها سابِقًا باللُّغَةِِ التُّركِيَّةِِ.

 

 

1. Hiç mikrop adında bir şey duydun mu?

هل سَمِعتَ شَيْئًا اِسْمُهُ الْجُرْثُومُ؟

 

2. Evet, ben ilkokulda öğrenciyken bu adı öğretmenden duymuştum.

  نعمْ كُنْتُ قَدْ سَمِعْتُ هَذَ الإسْمَ مِنَ الْمُدَرِّسِ وَأنَا تِلْمِيذٌ فيِ الإبْتِدَائِيَّةِ.

 

3. Mikrop, çok küçük bir canlı varlıktır.

الْجُرْثومَةُ كَائِنٌ حَيٌّ دَقِيقٌ جِدًّا.

 

4. Mikroskopla kanıtlanmıştır.

اُسْتُدِلَّ عَلَيْهِ بِالْمَجْهَرِ.

 

5. Organik maddeler içeren sularda yaşar.

يَنْمُو فيِ الْمِيَاهِ الْمُحْتَوِيَةِ عَلَى بَقَايَا مَوَادَّ عُضْوِيَّةٍ.

 

6. Hava, ondan sayılamayacak kadarını taşır ve çeşitli yönlere yayar.

يَحْمِلُهُ الْهَواءُ بِعَدَدٍ لاَ يُحْصَى، وَيَنْشُرُهُ فيِ جِهَاتٍ مُخْتَلِفَةٍ.

 

7. Bu minik canlı varlık, uygun bir ortam bulduğunda yaşar.

يَنْمُو هَذَا الْكَائِنُ الْحَيُّ الدَّقِيقُ مَتَى وَجَدَ وَسَطًا مُنَاسِبًا.

 

8. Mikroplar çeşitlidir ve şekilleri farklıdır.

للْجَرَاثِيمِ أَنْوَاعٌ وَاَشْكاَلٌ مُخْتَلِفَةٌ.

 

9.O, hastalık yapan faktörlerin başında gelir.

وَهِيَ مِنْ اَهَمِّ مُسَبِّباَتِ الأمرَاضِ

 

10. Onun için bu minik ve tehlikeli hayvanı tanımamız gerekir.

لِذَا يَجِبُ عَلَيْنَا أنْ نَتَعَرَّفَ عَلىَ هَذَا الْحَيَوَانِ الصَّغِيرِ وَالْخَظِيرِ.

 

11. Ona karşı savaş verelim diye...

لِكيْ نَتَمَكَّنَ مِنَ الْقِيَامِ بِمُكَافَحَتِهِ.

 

12. Mikrop sinsidir.

الْجُرْثُومَةُ دَسّاسَةٌ.

 

13. Çünkü gözlerimiz onu görecek güçte değildir.

لأنَّ أبْصَارَنَا غَيْرُ فَادِرَةٍ عَلَى رُؤْيَتِها.

 

14. Onun için vücudumuza girer ve çeşitli hastalıklara neden olur.

فَتَدْخُلُ أَجْسَامَنَا وَ تُسَبِّبُ أَنْوَاعًا مِنَ الأمْرَاضِ.

 

15. Dolayısıyla mikroplara karşı sağlığımıza önem vermeliyiz.

لِذَا يَجِبُ عَلَيْنَا أنْ نَهْتَمَّ بِوِقَايَةِ صِحَّتِنَا ضِدَّ الْجَرَاثِيمِ.

 

16. Bazı mikroplar tehlikelidir, insanın yaşamını bile yok edebilir.

بَعْضُ الْجَرَاثِيمِ خَطِرَةٌ، قَدْ تُؤَدِّي بِحَيَاةِ الإنسانِ.

 

17. Çoğu zaman mikropların saldırılarına uğrarız.

نَتَعَرَّضُ لِهَجَمَاتِ الْجَرَاثِيمِ في غَالِبِ حَيَاتِنَا.

 

18. Onun için şaşmamıza değer ki nasıl olur da her an hastalanmıyoruz.

لِذَا مِنَ الْجَدِيرِ أَنْ نَتَعَجَّبَ كَيْفَ لاَ نُصَابُ بِمَرَضٍ فِي كُلِّ لَحْظَةٍ.

 

19. Evet çok kere mikropların tehlikesine uğrarız.

نَعَمْ كَثِيرًا مَّا نَتَعَرَّضُ لِخُطُورَةِ الْجَرَاثِيمِ.

 

20. Fakat korunma sayesinde sağlıklı kalırız.

وَلَكِنْ بِفَضْلِ الْوِقَايَةِ نَسْلَمُ مِنْ أَخْطَارِهَا.

 

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

 

هل سَمِعتَ شَيْئًا اِسْمُهُ الْجُرْثُومُ؟ نعمْ كُنْتُ قَدْ سَمِعْتُ هَذَ الإسْمَ مِنَ الْمُدَرِّسِ وَأنَا تِلْمِيذٌ فيِ الإبْتِدَائِيَّةِ. الْجُرْثومَةُ كَائِنٌ حَيٌّ دَقِيقٌ جِدًّا. اُسْتُدِلَّ عَلَيْهِ بِالْمَجْهَرِ. يَنْمُو فيِ الْمِيَاهِ الْمُحْتَوِيَةِ عَلَى بَقَايَا مَوَادَّ عُضْوِيَّةٍ. يَحْمِلُهُ الْهَواءُ بِعَدَدٍ لاَ يُحْصَى، وَيَنْشُرُهُ فيِ جِهَاتٍ مُخْتَلِفَةٍ. يَنْمُو هَذَا الْكَائِنُ الْحَيُّ الدَّقِيقُ مَتَى وَجَدَ وَسَطًا مُنَاسِبًا. للْجَرَاثِيمِ أَنْوَاعٌ وَاَشْكَالٌ مُخْتَلِفَةٌ. وَهِيَ مِنْ اَهَمِّ مُسَبِّباَتِ الأمرَاضِ. لِذَا يَجِبُ عَلَيْنَا أنْ نَتَعَرَّفَ عَلىَ هَذَا الْحَيَوَانِ الصَّغِيرِ وَالْخَظِيرِ. لِكيْ نَتَمَكَّنَ مِنَ الْقِيَامِ بِمُكَافَحَتِهِ. الْجُرْثُومَةُ دَسّاسَةٌ. لأنَّ أبْصَارَنَا غَيْرُ فَادِرَةٍ عَلَى رُؤْيَتِها. فَتَدْخُلُ أَجْسَامَنَا وَ تُسَبِّبُ أَنْوَاعًا مِنَ الأمْرَاضِ. لِذَا يَجِبُ عَلَيْنَا أنْ نَهْتَمَّ بِوِقَايَةِ صِحَّتِنَا ضِدَّ الْجَرَاثِيمِ. بَعْضُ الْجَرَاثِيمِ خَطِرَةٌ، قَدْ تُؤَدِّي بِحَيَاةِ الإنسانِ. نَتَعَرَّضُ لِهَجَمَاتِ الْجَرَاثِيمِ في غَالِبِ حَيَاتِنَا. لِذَا، مِنَ الْجَدِيرِ أَنْ نَتَعَجَّبَ كَيْفَ لاَ نُصَابُ بِمَرَضٍ فِي كُلِّ لَحْظَةٍ. نَعَمْ كَثِيرًا مَّا نَتَعَرَّضُ لِخُطُورَةِ الْجَرَاثِيمِ. وَلَكِنْ بِفَضْلِ الْوِقَايَةِ نَسْلَمُ مِنْ أَخْطَارِهَا.

***

DERS 3. GENEL KÜLTÜR                                          

 الدَّرْسُ الثَّالِثُ- الثَّقَافَةُ الْعاَمَّةُ                                                                     

KONU: Sınava Hazırlık.

 الموضوع: الاسْتِعْدَادُ للإمْتِحَانِ

               

 

ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:

أيها الإخوةُ والأخوات،

السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

 

فإنَّ الحياةَ كُلَّها امتحانٌ واخْتِبَارٌ وابْتِلاءٌ. يقولُ تعالى: »خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أحْسَنُ عَمَلاً«. فيجب إذنْ أنْ نتسابَقَ في أعمالِ الخيرِ. ومن أفضل الأعمالِ كسبُ المعرِفَةِ وتحصيلُ العِلْمِ النافِعِ. لأنّ العلمَ النافِعَ هو مِفتاحُ السّعادَةِ ووسيلةُ النجاحِ والنجاةِ. أمّا النجاحُ، فإنّه إنّما يثبُتُ بالإختبارِ.

 

فقد أعددتُ جُمَلاً فيما يلي باللُّغة التُّركيَّةِ لِحِوارٍ حولَ موضوعِ الإختبارِ، نقوم الآن بِتعريبِها على سبيل التمرين.

 

 

 

1. Hoca ayın sonunda bir test yapacak.

سيقوم الأستاذُ باختبارٍ في نهايةِ هذا الشهرِ.

 

2. İyi hazırlanmamız gerekir.

يحب علينا أن نستعدَّ جيّدًا.

 

3. Ben şimdiden hazırım.

أنا مستعدٌّ من الآن.

 

4. Dersimi şimdiye kadar hiç boş vermedim.

لم أُهْمِلْ درسًا لي حتّى الآن.

 

5. Hocanın dersini daima can kulağıyla dinledim.

إستمعتُ دائمًا إلى محاضرةِ الأستاذِ بِأُذُنٍ واعيةٍ.

 

6. Derse karşı hiçbir zaman isteksizlik göstermedim.

مَا أبْدَيْتُ نَقْصًا فيِ رَغْبَتيِ إلى الدَّرْسِ أبدًا.

 

7. Sınavda kazanacağıma kendime güvenim var.

إنّني واثقٌ من نفسي أن أنجح في الإمتحانِ.

 

8. Kazanan sevilir.

النَّاجِحُ مَحْبُوبٌ.

 

9. Geçmişte okuduğum her dersi gözden geçirdim.

راجعتُ كُلَّ درسٍ تلقّيتُهُ في السابِقِ.

 

10. Hocanın sınav sırasında şart koştuğu şeylerden emin olmamız gerekir.

يجب علينا أن نتأكّدَ من الأمور التي يشترطها الأستاذُ أثناءَ الإمتحانِ.

 

11. Sınav, bu ayın 28’inde düzenlenecektir.

سيتمّ إجراء الإمتحانِ يوم 28 من الشهر الحالي.

 

12. Arapça’yı, yakın gelecekte ve çok iyi şekilde öğrenmeyi umuyorum.

آمل أن أتعلّم اللغةَ العربيةَ بصورةٍ جيّدةٍ وفي مستقيلٍ قريبٍ.

 

13. Azim sayesinde engeller aşılır.

بفضل العزمِ تُغلَبُ على العقباتِ.

 

14. Derse önem vermem için annem her zaman beni yüreklendirir.

أمّي تُشجّعني دائمًا على الإهتمامِ بالدروسِ.

 

15. Ev ödevimi bitirmeden dinlenmem.

لا أذهب للراحةِ إلاَّ بعد ما أنتهي من إعدادِ واجبي المنـزلي.

 

16. Sınavda başarı gösterince okul idaresinden ödül aldım.

حصلتُ على مكافأةٍ من إدارةِ المدرسةِ لما كنتُ أنا الفائز في الإمتحان.

 

17. Kültür yarışmasında birincilik aldım.

نلتُ الدرجة الأولى في الدورة الثقافيةِ.

 

18. Sınavın bütün sorularına doğru cevap verdim.

أصبتُ في الإجابةِ على جميعِ الأسئِلةِ في الإمتحانِ.

 

19. Her sabah derse karşı istek duyarım.

أشتهي إلى الدروسِ في كلِّ صبيحةٍ.

 

20. Ders ne kadar uzarsa uzasın, canlılığımdan hiçbir şey yitirmiyorum.

 لا أخسرُ من نشاطي شيئًا مهما طال الدرسُ.

 

21. En sevdiğim şey kitaptır.

أحبُّ شيئٍ إليَّ هو الكتابُ.

 

22. Nereye gidersem avunmak için bir kitap taşırım.

أينما أنتقل أحملُ معي كتابًا أتسلَّى بِهِ.

 

CÜMLELERİN METNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ ŞEKLİ:

 

 

سيقوم الأستاذُ باختبارٍ في نهايةِ هذا الشهرِ. يحب علينا أن نستعدَّ جيّدًا. أنا مستعدٌّ من الآن. لم أُهْمِلْ درسًا لي حتّى الآن. إستمعتُ دائمًا إلى محاضرةِ الأستاذِ بأُذُنٍ واعيةٍ. ما أبديتُ نقصًا في رغبتي إلى الدرسِ أبدًا. إنّني واثقٌ من نفسي أن أنجح في الإمتحانِ. الناجحُ محبوبٌ. راجعتُ كُلَّ درسٍ تلقّيتُهُ في السابِقِ. يجب علينا أن نتأكّدَ من الأمور التي يشترطها الأستاذُ أثناءَ الإمتحانِ. سيتمّ إجراء الإمتحانِ يوم 28 من الشهر الحالي. آمل أن أتعلّم اللغةَ العربيةَ بصورةٍ جيّدةٍ وفي مستقيلٍ قريبٍ. بفضل العزمِ تُغلَبُ على العقباتِ. أمّي تُشجّعني دائمًا على الإهتمامِ بالدروسِ. لا أذهب للراحةِ إلاَّ بعد ما أنتهي من إعدادِ واجبي المنـزلي. حصلتُ على مكافأةٍ من إدارةِ المدرسةِ لما كنتُ أنا الفائز في الإمتحان. نلتُ الدرجة الأولى في الدورة الثقافيةِ. أصبتُ في الإجابةِ على جميعِ الأسئِلةِ في الإمتحانِ. أشتهي إلى الدروسِ في كلِّ صبيحةٍ. لا أخسرُ من نشاطي شيئًا مهما طال الدرسُ. أحبُّ شيئٍ إليَّ هو الكتابُ. أينما أنتقل أحملُ معي كتابًا أتسلَّى بِهِ.

***

 

 

DERS – 4. ARAPÇA                         

  الدَّرْسُ الرابع-  اللغة العربية                                                                    

KONU: Çeşitli basit cümleler

 الموضوع: أسْئِلَةٌ حَوْلَ مَوْقِفِ التِّلْمِيذِ مِنَ الدَّرْسِ

               

 

ÖĞRETMENİN AÇIŞ KONUŞMASI:

أيها الإخوةُ والأخوات،

السلامَ عليكم ورحمة اللهِ وبركاتُهُ وبعد،

 

فإنّ التعامُلَ أمرُ هَامٌّ. وخَاصّةً العلاَقاتُ بين الأُستاذِ وتِلْميذِهِ فإنَّهُ يتَّسِمُ بِمَكَانٍ مِنَ الأهَمِّيَّةِ. إنَّ التِّلْمِيذَ يَتَهَيَّبُ أُسْتَاذَهُ عَادَةً، وَقَدْ يُبَالِغُ فِي هذا الإحْسَاسِ. فلا يكادُ يَرتاحُ؛ وبالتالي تُؤَثِّرُ حَالَتُهُ النَّفْسِيَّةُ علَى نجَاحِهِ. وَلِهَذا يَحْتاطُ الأُسْتَاذُ المْمَاهِرُ في تَعَامُلِهِ مَعَ تَلاَمِذَتِهِ؛ فَلا يَتَشدَّدُ مَعَهُم كُلَّ التَّشَدُّدِ، وَلاَ يُرْخِي لَهُمُ الْعِنَانَ تَمَامًا، بَلْ يَتَّخِذُ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً.

 

وَإِلَيْكُمُ الآنَ جُمَلاً رَتَّبْتُهَا بِاللُّغَةِ التُّركِيَّةِ، تُعَبِّرُ عَنْ مِوقِفِ التِلمِيذِ مِن أسْتَاذِهِ المُتَمَيِّزِ بِتَعَامُلِهِ السَّلِيمِ، نَقُومُ بِتَعْرِيبِها علَى سَبِيلِ التَّمرِين.

 

 

 

1. Beklemediği bir sırada hocaya soru yönelttiğin için seni azarlıyor mu?

هل يُنكِرُ عليكَ الأستاذ إذا فاجأتَهُ بِسؤالٍ وهو لا يتوقَّعُهُ؟

 

2. Hocanın ders verme yöntemini beğeniyor musun?

هل يُعجِبُكَ طريقةُ الأستاذِ في التدريسِ؟

 

3. Yavaş mı anlatıyor, yoksa acele mi ediyor?

هل يتمهّلُ الأستاذُ في الإلقاءِ أم يتعجَّلُ؟

 

4. Anlaşılır şekilde mi konuşuyor, yoksa sözünde bir karmaşıklık buluyor musunuz?

هل يتكلَّمُ بفصاحةٍ، أم تجدونَ في كلامِهِ تعقيدًا؟

 

5. Hocanın öğrettiklerinden bir şey kaçırdığın zaman onu nasıl elde edersin?

إذا فاتتكِ معرِفةُ شيءٍ مِمَّا يُعَلِّمُهُ الأستاذُ، كيفَ تتدارَكينَهُ؟

 

6. Hoca bu konuda sizi aydınlattı mı?

هل أرشدكم الأستاذُ في هذا الخُصوصِ؟

 

7. Hocaya bir şey sorduğunda sevinir mi?

هل يسرُّ الأستاذُ إذا سألتموهُ شَيْئًا؟

 

8. Hoca sizin için ne temenni eder?

ماذا يتمنّى لكم الأستاذُ؟

 

9. Hoca sizin yakın zamanda Arapça konuşacağınızı bekliyor mu?

هل يتوقَّعُ الأستاذُ أن تتكلَّموا بالعربيةِ في أمدٍ غيرِ